Anasayfa   Aileye Mektuplar   Çocuklarda Konuşma

Çocuklarda Konuşma

konusma

Belki hayatınızdaki en mutlu günlerden biri çocuğunuzun ilk konuşmaya başladığı gündür. Peki ya çocuğunuz beklediğiniz şekilde konuşmuyorsa!

Çocuğunuzun konuşmanın ilk alıştırması doğduğu andaki ağlamasıdır. Bebeğiniz ağlarken, agularken bile, konuşma için gerekli olan bazı alıştırmaları yapmış olur. Bebeğinizde ağlama esnasında seslerin çıkarılması için gerekli dudak, çene ve dil hareketlerini tekrarladığı görülür, çünkü böylece ses ve solunumu düzenleme becerisini geliştirirler.

Konuşma için özel tek bir organ yoktur. Konuşma; birçok organın birlikte ve uyumla çalışmasıyla oluşan bir iletişim sürecidir ve zamanla otomatik duruma gelir. Bu öğrenme genellikle taklit yoluyla olur. Bu nedenle genellikle doğduğu günden itibaren kendisiyle sık sık konuşulan bebeklerin konuşmaya başlaması da erken olabilmektedir.

Çocuklar ne zaman konuşmaya başlar?

Dil gelişiminin belli başlı aşamaları vardır:

0–1 yaş bebeğin dil gelişim özellikleri:

    • Bu dönem sözcük öncesi dönem olarak da adlandırılır. Bebeğiniz ilk aylarında sese karşı tepki verir ve agulama şeklinde sesler çıkarır. Müzik ve konuşmalara karşı tepki verir. Kendi kendine bazı heceleri tekrarlar.
    • Bebeğiniz 12. aya doğru ise "baba" gibi birbirini tekrar eden heceleri peş peşe sıralayabilir.

    1-2 yaş dil gelişimi:

      • Bu dönem sözcük öğrenme ve çeşitlendirme evrelerini içerir. Bebeğiniz 12. aydan itibaren bir veya daha fazla kelimeyi doğru anlamıyla kullanır, duydukları sesleri taklit etmeye çalışır, bir şey istendiğinde anlayıp yerine getirebilir. Duygularını kendi ifadeleri ile anlatmaya çalışabilir. Verilen basit komutları yerine getirir, " Emziğini al.", "Burnunu göster." gibi.
        Çocuğunuzun bu dönemde kelime hazinesi, ortalama 5–20 kelime arasındadır.

      2–4 yaş arası çocuğun dil gelişim özellikleri:

        • Çocuğunuz iki yaşından itibaren birkaç kelimelik cümleler kullanmaya başlayabilir ama henüz konuşurken çok akıcı olamaz. Kendi ismini söyleyebilir ve isteklerini anlatmaya çalışır. 2 yıl boyunca dildeki sistematik gelişim sonucu ortalama 200 kelimelik bir dağarcığa sahiptir.
        • Çocuğunuz 3 yaşından itibaren konuşması iyice gelişmiştir ve kelime hazinesi artmıştır ve yaklaşık 1000 kelimelik bir dağarcığa sahiptir. İsmini, yaşını, ezberlediği şarkıları rahatlıkla söyleyip, sizinle ve çevresiyle sohbet edebilir. Bu yaşlarda çocuklar genelde merak ettikleri her şeyle ilgili sorular sorarlar, yeni bilgiler öğrenmeye meraklıdır ve dünyayı sorularla keşfetmeye başlar.

        4–6 yaş arası çocuğun dil gelişim özellikleri:

          • 4 yaş çocuğu artık sayı, renk, şekil gibi çeşitli kavramları öğrenmeye başlamıştır, nesneleri ve insanları kolaylıkla isimlendirebilir. Sıkça soru sorarak hem dünyayı tanır hem kelime dağarcığını geliştirirler.
          • Çocuğunuz 5 yaşından itibaren ise uzun cümleler kurabilir, uzun cümleleri tekrar edebilir ve dilbilgisini doğru kullanmada da başarılıdır. Uzun sohbetlere katılabilir, öğrendiği kavramlara yenisini ekler. Her geçen gün kelime dağarcığı giderek artar. Konuşmasını dinleyiciye göre değiştirme becerisi gösterir. "Eğer,… Zaman ve çünkü…" gibi bağlaçlar kullanabilir. Espri yapar, değişik ve acayip sözcükleri gülünç bulur. Bu dönemde çocuk artık dilbilgisi kurallarına uygun biçimde konuşur ve okuma yazma düzeyine hazır bir alt yapıya ulaşır.

          Çocuğun konuşmasıyla ilgili ne tür sorunlarla karşılaşılabilir?

          Özel bir eğitime ve çabaya ihtiyaç duymaksızın kendiliğinden gerçekleşen konuşmayı öğrenme süreci aslında oldukça karmaşık biyolojik ve psikolojik mekanizmalar yoluyla olur. Konuşma beyinde başlayarak dil, dudak, damak, sinüsler, gırtlak, ses telleri, solunum yolları, akciğer gibi pek çok organın katılımıyla seslerin ve sözcüklerin oluşturulduğu bir işlevdir. Bu süreçteki herhangi bir aksama veya çeşitli fizyolojik sorunlar konuşma bozukluklarına neden olabilir.

          Bu sorunların ilki çocuğun konuşmaya başlamasındaki gecikme olabilir. Fakat her geç konuşma kalıcıcı bir konuşma bozukluğu anlamına gelmez. Bazı çocuklar muhtemelen kalıtımsal nedenlere bağlı olarak konuşmaya geç (3 yaş civarı) başlayabilir ve hızlı bir sıçramayla yaşıtlarının seviyesini yakalayabilir.
          Diğer konuşma bozuklukları arasında akıcılık, tonlama, telaffuz ve hız ile ilgili olan problemleri görebiliriz.

          Bir çeşit akıcılık bozukluğu olan kekeleme; en basit tanımı ile akıcı konuşma güçlüğü ya da konuşmanın hızını ve ritmini ayarlama güçlüğüdür. Yapılan araştırmalara göre erişkinlerin % 1-2′sinde, okul öncesi ve okul çağı çocukların % 4′ünde görülür, daha küçüklerde yapılan bazı araştırmalarda % 15′e kadar oranlar öne sürülmüştür.

          En sık 2-5 yaşlar arasında başlar ve buluğ çağına gelmeden önce % 50-80′inin kendiliğinden ya da tedavi ile kaybolduğuna inanılır. Erkek çocuklarda kız çocuklara göre 2-3 kat daha sık görülür ve erişkin yaşlarda bu fark 5-6 kata çıkabilir, çünkü kızlarda kendiliğinden iyileşme daha fazladır.

          Bir diğer akıcılık bozukluğu ise çok hızlı olduğu için konuşmanın anlaşılamadığı dolayısıyly iletişimin bozulabildiği takifemidir.

          Sesleri üretmekte zorlanma ve ya seslerin bazılarının yanlış çıkarılması ise artikülasyon ( boğulma) bozukluğudur. Böyle bir durumda çocuk “kar” yerine “kay”, “kırk” yerine “tırt” gibi sözcükleri normalden farklı telaffuz edebilir.

          Benzer bir sorunla karşılaşınca ne yapılmalı?

          Çocuklarda görülen konuşma bozukluklarına bir konuşma terapistinden yardım alarak zamanın da müdahale edilirse hızlıca düzelme sağlanabilir. Ancak bu her konuşma sorunu yaşayan çocuğun mutlaka konuşma terapisi almak zorunda kalacağı anlamına gelmez. Bazı durumlarda; gerek kekemelik gerekse telaffuz sorunlarında kendiliğinden iyileşme görülebilir.

          Ailelerin uzman görüşü almadan kendiliğinden geçmesini beklemesi durumunda çocuğun sorunu kökleşebilir ve yaşıtlarından farklı konuşan çocuk arkadaşları arasında alay konusu halina gelebilir. Utanma, sıkılma, üzüntü gibi duygular yaşaması nedeniyle toplum içine girmekten uzak durarak içine kapanabilir. Okul çağında okuma yazmada zorlanabilir. Kısacası konuşma bozukluğu yanında duygusal, sosyal ve psikolojik sorunları da getirebilir.

          Peki, bu durumda kendiliğinden iyileşmeyi mi bekleyelim yoksa bir an önce terapiye mi başlayalım?

          Bu sorunun en doğru yanıtını çocuğunuzu götüreceğiniz dil ve konuşma terapisi uzmanı verecektir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*